“Oyunun Akışını Değiştirmek”: Sürdürülebilirlik Raporlaması Eğitim Programı’nın İlki Gerçekleşti!

EYDK olarak, Uluslararası Sürdürülebilirlik Standartların (ISSB) Türkiye’de uygulamalarını yaygınlaştırmak amacıyla KGK ile imzaladığımız iş birliği protokolü kapsamında eğitim ortaklarımız Etkiyap ve Sachi Sustainability Consultancy eğitmenlerinin değerli katkılarıyla hayata geçirdiğimiz eğitim programının ilki, EYDK üye kurumlarının katılımıyla 12-13 Aralık 2024 tarihlerinde gerçekleşti.

Modül 1-Değişim Süreci: ESG’den etki odaklı raporlamaya geçiş süreci, sermaye türleri üzerinde durularak küresel sürdürülebilirlik standartlarına bir giriş yapıldı.

Modül 2-Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları: Sürdürülebilirlik raporlamasının 5N1K yaklaşımıyla değişen raporlama standartları ve küresel standartlara uyum teknikleri üzerinde duruldu.

Modül 3-Vaka Analizi ise ile 2025’te eğitim devam edecek. Katılımcılar, teorik bilgileri pratiğe dökme fırsatı bulacaklar.

Şafak Müderrisgil, Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi 2024’e Katıldı!

10 Aralık 2024 tarihinde gerçekleşen Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği organizasyonunda, EYDK Yönetim Kurulu Başkanımız Şafak Müderrisgil, “Döngüsel Ekonomi ve Finans: Geleceği Şekillendiren Yatırımlar” panelinde konuşmacı olarak yer aldı.

Konuşmasında, sürdürülebilir finansın en önemli unsurlarından biri olan etki yatırımının önemi ve geleceği şekillendiren yatırımların döngüsel ekonomi ve finans alanındaki rolü ele alındı. 

Bu panelde, Şafak Müderrisgil, Dünya ve Türkiye’deki etki yatırımı pazarındaki gelişmeleri, yapılan veriye dayalı çalışmaları ve Türkiye’nin etki yatırımı potansiyelinin, döngüsel ekonomi ve yeşil dönüşüm için taşıdığı stratejik anlam üzerine detaylı bir değerlendirme yaptı.

SÖKTAŞ Rejeneratif Pamuk Projesi

SÖKTAŞ, pamuk üretiminde Rejeneratif Pamuk adı verilen yenilikçi bir sürdürülebilir üretim modeli geliştirmiştir. Proje sayesinde SÖKTAŞ toprağın sağlığını korumakta, canlandırmakta, karbon emisyonlarını azaltmakta ve iklim değişikliğiyle mücadele etmektedir. Geliştirilen model doğal döngülerle uyum, biyoçeşitlilik ile ilgili suyun tasarrufu ve kalitesi, sera gazı emisyonlarının azaltılması ve geçim kaynaklarının iyileştirilmesi gibi çok sayıda ve birbiriyle ilişkili faydalar sağlamaktadır.

Doğrudan Etki SKA’ları:

Söktaş kurucu ailesi, SÖKTAŞ öncesinde bölgede pamuk yetiştiriciliği ve tüccarlık yapmıştır. Bu kapsamlı çiftçilik deneyimi, en iyiyi yaratma taahhüdüyle birleştiğinde ise benzersiz bir öneriyle sonuçlanmıştır; verimli tarlalardan muhteşem kumaşlara uzanan birinci sınıf pamuk üretim döngüsü.

Pamuk Araştırma Enstitüsü ortaklığıyla yürütülen ve Türkiye’nin ilk uzun elyaf pamuğu olan Meander 71 ve ardından Doğal Renkli Pamuk‘un ortaya çıkmasıyla sonuçlanan AR-GE projelerinin ardından ilk Rejeneratif Pamuk pilot projesi 2018 yılında başlatılmıştır. Stella McCartney ve önde gelen tarım araştırmacıları tarafından desteklenen proje, bir bütün olarak LVMH grubunun onayını almıştır.

İkinci yılında ise WWF Türkiye ile ek bir Yenileyici Pamuk Projesi başlatılmıştır. Her iki proje de zaman genişlemiş ve 2022 yılına kadar Rejeneratif Pamuk’a tahsis edilen alanların büyüklüğü 55 hektarı aşmıştır.

  • Stella McCartney, markaları ve tüketicileri daha doğa dostu (nature positive) moda endüstrisine katılmaya teşvik ederek gelecekteki faaliyetleri yönlendirmek için COP26’da “Modanın Geleceği” kampanyasını başlatmıştır. Söktaş Rejeneratif Pamuk Projesi de etkinlikte açıklanan yeni nesil dört malzemeden birisi olmuştur.
  • Google 2019 yılında Global Fiber Impact Explorer’ın lansmanını yapmıştır. Google’ın teknik yeteneklerini WWF’nin koruma uzmanlığıyla birleştiren bu araç, moda markalarının daha sürdürülebilir kaynak bulma kararları almasına yardımcı olmayı amaçlamaktadır. Birincil hedef, markaların portföylerindeki yüksek riskli elyafları belirlemek ve ardından çevresel etkilerini iyileştirmek için yerel girişimleri nasıl destekleyecekleri konusunda önerilerde bulunmaktır. Stella McCartney iş birliğinde yapılan Rejeneratif Pamuk pilot projesi Google tarafından geliştirilen aracın tanıtım filminde yer almaktadır.
  • LVMH Group, Rejeneratif Pamuk Projesi’ni, Haziran 2022’de Londra’da onuncusu düzenenlenen Future Fabrics Expo’da, tekstil endüstrisinin gelecekteki görüntüsünü açığa çıkaran benzersiz bir sergiyle bir vaka çalışması olarak sunmuştur.
  • Ayrıca proje, LVMH ve Central Saint Martins College’ın ortak projesi olan ve Maison Zero tarafından hazırlanan “Rewilding Textiles: Design for a Rejenerative Epoch” adlı yayına da katkıda bulunulmuştur.

Söktaş’ta birbirine bağlı ekosistemlerin değerini ve doğasında var olan esnekliğin farkındayız. Yüzyıllar boyu süren rejeneratif uygulamalar kullanarak endüstriyel tarımın olumsuz çevresel etkilerini ortadan kaldırmaya çalışıyoruz.”

Geleneksel pamuk üretimi, derin işleme, yüksek su tüketimi ve aşırı kimyasal ve böcek ilacı kullanımını gerektirmektedir. Bu üretim modelinin uzun vadeli etkileri atmosfer, su yolları, tarlalar ve çiftçiler için felakettir. Rejeneratif tarımla bu döngüye bir dur demektedir.

Tarlalarımızda, tescilli toprak işlemesiz/sabansız makineler ve sezon dışında bir örtü görevi gören özel örtü bitkileri kullanıyoruz. Bu şekilde topraktaki karbon, nem ve besinler bozulmadan kalıyor ve özel olarak işlenmiş GDO’suz pamuk tohumları tarafından yeniden kullanılıyor.”

SÖKTAŞ olarak bize göre, Rejeneratif Pamuk yetiştirmek bütüncül, yer temelli, sistem yaklaşımını gerektirir. Bu model tüm her duruma ve mekan uyan standart bir uygulamalar dizisi değildir. Bu sebeple de alanında önde gelen araştırmacılarla yakın işbirliği içinde çalışıyor ve yaklaşımımızı sürekli olarak deniyor ve geliştiriyoruz.”

SÖKTAŞ olarak iki asırlık benzersiz tarım mirasımız, iplik ve kumaş üretiminde elli yıllık uzmanlığımız sayesinde, pamuklu kumaşların geliştirilmesindeki bu aşamaya öncülük etmekten gurur duyuyoruz. Sürdürülebilir üretim ve çevre koruma ilkeleriyle motive olan yenilikçiliğin ileriye dönük tek yol olduğuna gerçekten inanıyoruz.”

Rejeneratif tarım, toprak sağlığının iyileştirilmesi, biyoçeşitliliğin korunması, su kaynaklarının korunması, hayvan refahının güvence altına alınmasının yanı sıra topluluk direnci ve geçim kaynaklarının oluşturulması da dahil olmak üzere bir dizi ortak fayda için büyük umut vaat etmektedir. Şu anda, bu alanda, sınırlı sayıda küresel pilot proje geliştirilmektedir.

SÖKTAŞ, Türkiye’nin batısındaki kurucu ailemizin verimli Menderes (Menderes) Vadisi’ndeki topraklarında 2018 yılında başlattığı Rejeneratif Pamuk misyonu ile öncü kuruluşlardan biridir. Menderes vadisi antik pamuk çeşitlerine ev sahipliği yapmıştır ve bölgenin maharetli dokumacılarının el işçiliği ile güzel kumaşlar ürettikleri bilinmektedir. Dokuma burada uzun yılardır süren bir gelenektir. Bu verimli topraklar ve Menderes vadisinin tarihi SÖKTAŞ’ın tasarım felsefesine ilham vermiştir.”

İlk iki pilot üründe 80.000 kg kütlü pamuk hasadı yapılmış ve Ekim 2022’de hasat edilecek 3. mahsulümüz için 300.000 kg beklenmektedir.

“Toprak sağlığını eski haline getirmek zaman ve sabır gerektirmektedir. Bu yüzden bizler hala bir geçiş dönemindeyiz. Mevcut verim ve girdilerdeki azalma hala maliyetleri dengelememektedir. Yine de, zamanla, toprak sağlığının iyileştirilmesi ve dolayısıyla verimin artmasıyla, ticari makine yerine örtü bitkisi kullanarak tescilli makineler için gereken ön yatırımları ve sürekli test ve izleme ile ilgili maliyetleri dengeleyeceğinden eminiz.”

TEMEL PERFORMANS GÖSTERGESI VEYA GEREKEN EŞ DEĞERBIRIMÖLÇÜM METODUUYGULAMAYA / SONUÇLARA DAYALISOKTAS – 2021 MAHSULÜ
Toprak Organik Karbonu %%Skjemstad, J.O. Swift, R.S., & McGowan, J.A. (2006). Kararsız toprak organik karbonunu tahmin etmek için partikül organik karbon ve permanganat oksidasyon yöntemlerinin karşılaştırılması.

Soil Research, 44(3), 255-263. Nelson, D. W., & Sommers, L. E. (1996). Toplam karbon, organik karbon ve organik madde. Toprak analizi yöntemleri: Bölüm 3 Kimyasal yöntemler, 5, 961-1010.

Sonuçlara DayalıÜst toprak 0-15 cm sonuçları aşağıdaki gibidir.

 

2019 ortalaması -0432 %

2020 ortalaması- 0893 %

2022 ortalaması-1.267 %

 

Elyafı özen ve ilhamla kumaşa dönüştürmemizi sağlayan en iyiyi yaratma taahhüdümüzle birleşen derin mirasımızdır.”

“Bu bir SÖKTAŞ hikayesidir.”

http://soktasgroup.com/yatirimci-iliskileri/surdurulebilirlik

Pınar Süt Şanlıurfa Fabrikası

Pınar Süt’ün Şanlıurfa Fabrikası Güneydoğu Anadolu’nun en büyük gıda yatırımıdır. Şanlıurfa Fabrikası, aynı zamanda, Şanlıurfa ve çevresinde modern ve çevre dostu üretim teknolojilerini kullanan tek büyük ölçekli üretim tesisidir.

Doğrudan Etki SKA’ları:

Güneydoğu Anadolu bölgesinde süt ve süt ürünleri sanayi ve çiftçiliğini geliştirmeyi hedefleyen Pınar Süt yaptığı hummalı çalışmalarla Şanlıurfa Fabrikası’nı kurdu.

Toplam 100 milyon TL’ye yakın yatırımla faaliyete başlayan Pınar Süt’ün Şanlıurfa fabrika-sı projesi, Türkiye’de ve bölge ülkelerinde süt ve süt ürünleri sektörünün gelişimine katkı sağlıyor. Bölgedeki süt üretim faaliyetlerine hız veren bu yatırımla Pınar Süt, 10 farklı şeh-rinden toplanan sütleri kullanarak, Avrupa Birliği standartlarında, uzun ömürlü süt, ayran, yoğurt ve peynir üretmektedir.

Türkiye Süt Ürünleri Tüketiminin 2021 yılındaki pazar büyüklüğü adet olarak 776.509 ton ve değer olarak 10.940.103 TL’dir. Geniş ürün portföyü ile süt ürünleri pa-zarının premium markası Pınar’ın hacim payı %12,7, değer payı ise %13,2’dir.

Türkiye’de süt pazarı yedi ana kategoriden oluşmaktadır ve süt, peynir, yoğurt, ay-ran, tereyağı, kaymak ve kefir olmak üzere birçok alt kategoriye sahiptir.

UHT süt kategorisinin kurucusu olan Pınar, alt kategorileri ile pazara yön vermekte ve 1973 yılından bu yana pazardaki yerini korumaktadır. Bunun yanı sıra sürülebilir ürün peynir kategorisine dahil olan “labne”ye adını veren Pınar Süt, orijinal tarifinin de yaratıcısıdır. Pınar Labne, Körfez Ülkeleri’nde de lider markadır ve en yüksek bilinirlik pu-anına sahiptir.

Rekabet gücü açısından tüm kategorilerde zorlu bir rekabet olsa da, Pınar’ın aşağıda belirtilen birçok avantajı da vardır.
• 1973’ten beri sağlıklı, yenilikçi ve lezzetli süt ürünleri
• Türkiye’nin ilk UHT süt markası
• Yeni kategoriler oluşturma konusunda güçlü yetenek
• Yenilikçi ürünlerle genişletilmiş ürün portföyü
• Yüksek marka bilinirliği, iyi kurulmuş marka imajı
• Süt ürünleri rekabeti arasında en “arzu edilen ve premium marka”
• Süt ürünleri rekabeti arasında en yüksek “güvenilir”, “uzman” ve “kaliteli” imaj puanları
• Yüksek hane penetrasyonu
• 150.000’den fazla satış noktası ile geniş dağıtım ağı
• Güçlü satın alma noktası ekranları
• Etkili iletişim kampanyaları ile tüketicisi ile bağ kuruyor

Pınar Süt, Şanlıurfa’daki fabrikasında yıllık 90 milyon litreyi aşan çiğ süt işleme kapasitesi ile süt üretim sektörünün gelişimine katkıda bulunmaktadır.

100 bin metrekarelik bir alanda faaliyet gösteren Pınar Süt’ün Şanlıurfa Fabrikası, hammadde üretimi, satışı, nakliyesi ve ambalaj üretimi gibi departmanlarda çalışacak 5 bin kişiye potansiyel gelir kaynağı sağlamaktadır.

Şanlıurfa Fabrikası’nın son nesil otomasyon üretimlerinde minimum enerji kullanan çevre dostu teknolojiler tercih edilmiştir.

Türkiye genelinde ihtiyaç sahibi çocuklara bisiklet dağıtmak ve sağlıklı bir yaşam için sporu teşvik etmek amacıyla kurulan Velotürk ile “Bir Çocuk Gülümsüyor Dünya Gülümsüyor” projesi düzenlemiştir. Pınar Süt Şanlıurfa Fabrikası’nda 2 yıl üst üste düzenlenen proje ile toplam 300 çocuğa bisiklet hediye edilmiştir. Bununla birlikte, ”Bütün Türkiye’ye Hayırlı Olsun!” mesajlı bir reklam filmi ulusal, yerel ve dijital kanallarda çekilip yayınlanmıştır.

Pınar Süt, “Sütümüzün Geleceği Emin Ellerde” projesi kapsamında; Şanlıurfa Tarım Gıda ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, Şanlıurfa Sığır Yetiştiricileri Derneği ve Gaziantep Süt Üreticileri Derneği’nin katkı ve katılımlarıyla Pınar Süt Şanlıurfa fabrikasında eğitimler gerçekleştirilmiştir. Proje sürecince, Harran Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Bilimleri ve Hayvan Besleme Anabilim Dalı ve Harran Üniversitesi Veteriner Bilimleri Fakültesi Klinik Bilimler Anabilim Dalı çalışanları ile birlikte “Hayvan Besleme, Hayvan Sağlığı, Hijyen ve Sanitasyon” konulu eğitim çalışmaları da yürütülmüştür.

Sağlıklı nesiller yetiştirmek amacıyla hayata geçirilen “Eğlenerek Hareket Edelim Sağlıklı Beslenelim” projesi Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğü ile işbirliği içinde yürütülmüştür. Yaşanabilir bir dünya ve kaliteli bir yaşam için gelecek ne-sillere daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir fiziksel-sosyal çevre bırakacak ve toplumsal kal-kınmaya katkı sağlayacak uzun soluklu başka projeler olan “Pınar Çocuk Tiyatrosu” ve “Pı-nar Çocuk Resim Atölyesi” süre zarfında Şanlıurfa’da da gerçekleştirilmiştir. “Çocuk Resim Yarışması” etkinliğine de Şanlıurfa’dan sürekli başvuru ve katılım sağlanmaktadır.

Pınar Şanlıurfa Fabrikası, kurulduğu günden bu yana yaptığı ihracatla ülkenin ekonomik kalkınmasına sürekli katkı sağlamaktadır.

Zenna Araştırma ve Danışmanlık tarafından 2021 yılında Capital Dergisi öncülüğünde ger-çekleştirilen “İş Dünyasının En Beğenilen Şirketleri” araştırmasında “Süt ve Süt Ürünleri” kategorisinde “Türkiye’nin En Beğenilen Şirketleri” ödülü almıştır. 2021 yılında aldığı bu ödül ile marka imajını ve bilinirliğini pekiştirerek sektördeki liderliğini koruyan Pınar Süt, “En Beğenilen Şirket” olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.

Pınar Süt, Turkishtime Türkiye (Ekonomi ve İş Kültürü Portalı) tarafından gerçek-leştirilen “Ar-Ge 250 – Türkiye’nin Ar-Ge Harcama Oranına Göre En Büyük 250 Şirketi” araştırmasında ilk 100 arasında yer almıştır. Turkishtime Türkiye Ar-Ge 250 araştırmasının 2021 verilerine göre Pınar Süt Ar-Ge Merkezi’ni aşağıdaki şekilde konumlandırmıştır;
• Gıda sektöründe en fazla Ar-Ge harcaması yapan ilk 10 şirket arasında 3’üncü
• Ar-Ge Merkezi’nde yürütülen proje sayısında 65’inci,
• Ar-Ge Merkezi tescilli marka sayısı bakımından 17’inci

Pınar Enstitüsü, 2014 yılından bu yana yürüttüğü “Sütümüzün Geleceği Emin Eller-de” projesi kapsamında kadın üreticilere verdikleri eğitimlerle Kadın Dostu Markalar Plat-formu’nda Farkındalık Ödülü’ne layık görülmüştür.

https://www.pinar.com.tr/medya_merkezi/detay/Pinar-Sut-Sanliurfa-Fabrikasi-6-yasini-kutluyor/40/5653/0

https://www.pinar.com.tr/medya_merkezi/detay/Pinar-Sut-Sanliurfa-Fabrikasi-ile-Bolgede-sut-ve-sut-mamulleri-sektorunun-ve-sut-hayvanciliginin-g/3336/4460/0

https://yatirim.pinar.com.tr/UserFiles/PNSUT-FR-2021-ENG.pdf

WeWALK

Kürşat Ceylan, Gökhan Meriçliler, Sadık Ünlü, Young Guru Academy ve Vestel ekibi ile birlikte görme engelliler için akıllı baston icat etti. WeWALK ekibi, dünya genelinde 253 milyon görme engelli kişinin hareket kabiliyetini artırmayı hedefliyor.

Doğrudan Etki SKA’ları:

WeWALK ekibinin hikayesi, görme engelliler için akıllı bir baston icat etme fikrinden çok  daha önce başlamıştı. WeWALK’un kurucu ekibi üniversite zamanlarında YGA’da bir araya  gelmişlerdi. Burada 10.000’den fazla görme engelli öğrenci ile atölye çalışmaları düzenlediler ve  dünya çapında birçok görme engelliler için oluşturulmuş STK’yı birlikte ziyaret ettiler. Uzun süre  görme engelli toplulukların sorunlarını dinlediler, iç görülerini aldılar ve bu sorunlara teknoloji  tabanlı yenilikler geliştirmek için çalıştılar. 

  Görme engelliler teknolojisi geliştirme konusundaki deneyimleri 10 yılı aşkın bir süredir  devam etmekteydi. Sinema salonları için sesli betimleme sisteminden iç mekan navigasyon  sistemine kadar yüz binlerce kullanıcıya ulaşan ve birçok prestijli ödül kazanan birçok teknoloji  tasarladılar. 

  WeWALK akıllı bastonun hikayesi ise, kurucu ortak Kürşat Ceylan’ın New York’u  dolaştığı bir gün sırasında başladı. Doğuştan kör olan Ceylan, Birleşmiş Milletler Engelli Hakları  Sözleşmesi toplantısında konuşurken bir yandan da elinde bavulu, akıllı telefonu ve geleneksel  beyaz bastonuyla havaalanından otele gidiyordu. Yolda bir direğe çarptı ve yaralandı. 

  WeWALK ekibi olarak bu gibi zorlukların üstesinden gelmek istediler ve şu soruyla  başladılar: Akıllı telefon çağı için nasıl bir baston geliştirebiliriz? Ya tek bir baston, bir  kullanıcının tüm mobilite ihtiyaçlarını bir araya getirebilseydi? Ya baston, kullanıcının diğer elini  valiz taşımak veya kapıları açmak için serbest bırakarak telefonunu doğrudan bastonundan  kontrol edebilmesi için ses kontrolü ve bir dokunmatik yüzey içerseydi? Ya bastonun ultrasonik  sensörleri olsaydı ve alçakta bir nesne algıladığında titrerseydi? Ya bastonun basit bir uygulama  güncellemesiyle zaman içinde iyileşmesini sağlayan bir yardımcı uygulamayla olsaydı? 

Olabilirdi. Onlar tüm bu sorunları tek bir cihazla çözecek ve dünyadaki tüm görme engellilere  ulaşacak köklü bir çözüm üretmek istediler ve sonunda Vestel ile birlikte WeWALK’u  geliştirdiler. 

WeWALK Smart Cane, son teknoloji yapay zeka ile görme engelliler için çok daha güvenli ve  onları daha bağımsız kılacak bir mobilite deneyimi sağlıyor. Klasik bastonu modern teknolojiyle donatarak ve tamamen erişilebilir, özel yapım bir navigasyon deneyimi sağlayarak WeWALK,  görme engellilerin güvenliğini ve bağımsızlığını arttırıyor, günlük yaşama tam ve eşit  katılımlarına olanak tanıyor. WeWALK akıllı bastonun ergonomik ataşmanı, dahili sensörleri,  dokunmatik yüzeyi ve ses arayüzü onu tüm klasik bastonların önüne geçiriyor. 

WeWALK, aynı zamanda, öne monte edilmiş bir ultrasonik sensörlerini kullanarak yerin  yukarısındaki engelleri de algılayabilmekte ve kullanıcıyı titreşim geri bildirimi ile  uyarabilmektedir. WeWALK Akıllı Telefon uygulamasına bluetooth ile bağlantı kuran  kullanıcısına navigasyon, toplu taşıma gibi bir çok ek mobilite hizmetleri de sunmaktadır. 

Dünyada 50 milyonu baston kullanıcısı olmak üzere 253 milyon görme engelli insan var. Bu,  görme engellilere yardımcı teknolojiler için 17,5 milyar dolarlık küresel bir pazar ve bastonlar dahil  mobiliteye özgü teknolojiler için 2,3 milyar dolarlık pazar oluşturur. Toplam pazarın 2023 yılına kadar  23.2 milyar dolara (%16 CAGR) kadar ulaşması bekleniyor.  

Şimdiye kadar, WeWALK akıllı bastonun erişilebilir teknoloji çözümleri 59 ülkeden binlerce kullanıcıya ulaştı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) tahminlerine göre, dünya çapında görme bozukluğu  olan yaklaşık 253 milyon insan bulunmakta ve bunların çoğu geleneksel baston  kullanmaktadır. Bastonlar, görme engelliler için bağımsızlığın simgesidir, ancak bu değerli  alet 100 yıldır değişmemiş ve ne yazık ki teknoloji geliştiriciler tarafından dokunulmamıştır.  Diğer her şey teknolojiyle birlikte çarpıcı biçimde değişti; uçan otonom arabalardan  konuşmaya başladık. Bu yüzden WeWALK ekibi kendilerine şunu sordu: neden bir değişim  de bastonlara olmasın?” Ve WeWALK, ekibin deneyimleri ile birlikte teknoloji ve yapay  zekadan doğdu ve erişilebilir teknoloji çözümleri ile 59 ülkeden binlerce kullanıcıya ulaştı. 

WeWALK ekibi ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı’nın desteğiyle bu yıl içinde 1000 görme  engelli lise öğrencisine ve önümüzdeki 2 yıl içinde Türkiye’deki tüm görme engelli ortaokul  ve lise öğrencilerine akıllı baston ulaştırmak için ‘Birlikte Yürüyelim’ projesini başlattı. 

WeWALK’un tüm üretim sürecini Türkiye’de uygulanmasıyla sadece görme  engellilere yardımcı olmakla kalmayarak, aynı zamanda diğer girişimcilerin de kendi sorumlu  girişimlerini başlatabilmelerini sağlayarak ülke içindeki ulusal ekonomik büyümeye ve know/ how’a da katkıda bulunmaktadır. 

  • TIME dergisi tarafından 2019’un en önemli icatlarından biri olarak seçilmiştir.
  • Amazon Launchpad İnovasyon Ödülleri 2021’de ‘Yılın Girişimi’ olarak kabul edildi
  • Daha önce Elon Musk tarafından kazanılan ve Thomas Edison’un onuruna verilen Edison  Ödülleri’nde Altın Ödülü kazandı. 
  • Microsoft’un geleceği şekillendiren teknolojiler için sunduğu “AI for Good” yarışmasına  seçilen tek Türk girişimi oldu.
  • 2020 yılında Fast Company tarafından dünyayı değiştiren fikirler arasında gösterildi ve  “Dünyayı Değiştiren Fikirler” ödülünü kazandı. 
  • Japonya’nın en önemli fuarlarından biri olan CEATEC’te Plug & Play tarafından en iyi start up seçildi. 
  • 30 farklı dilde 300’den fazla farklı haberde yer aldı. CNN, BBC, Forbes gibi önemli haber  kaynaklarının yanı sıra 2021 yılında Bloomberg, The Times, Reuters ve Nasdaq’ta da haber  yapıldı. 

Vestel IoT, Bulut ve Otomasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Burak Savak 

‘’Endüstriden son kullanıcıya değil, son kullanıcıların ihtiyaçlarını anlayarak tamamen onlara  yardımcı olacak bir ürün tasarımı hedeflendi. Yani sektörde alışılmadık şekilde, son kullanıcıdan  ürünleşmeye giden bir süreç oldu.’’ 

Vestel Ventures Genel Müdürü Metin Salt 

‘’Vestel Ventures ekibi olarak WeWALK kurucuları ile daha şirketleri bile kurulmamışken  tanışmıştık. Zorlu Holding olarak fikir aşamasından, WeWALK cihazlarının üretilip satışa sunulduğu  tüm süreçlerde, görme engellilerin sosyal hayata tam ve eşit anlamda katılımlarını sağlamak için  WeWALK ekibi ile birlikte çalıştık.’’ 

BEE’O Propolis

Gıda Mühendisi Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı, Ziraat Yüksek Mühendisi ve Arıcılık Uzmanı  Taylan Samancı ve Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu, 2013 yılında BEE’O Propolis’i kurarak Türkiye’de ilk  kez “Sözleşmeli Arıcılık Modeli” ile yerli propolis üretimine başlamıştır.  

Doğrudan Etki SKA’ları:

BEE’O Propolis’in başarı öyküsü, Tanuğur’un oğlunun bağışıklık sistemini güçlendirmek için  alternatif yollar aramasıyla başladı. Tanuğur, birçok bilimsel yayına dayanarak, arı sütünün birçok  protein, karbonhidrat, yağ ve vitamin içerdiğini, arılar tarafından bitki gövdelerinden, yapraklarından  ve tomurcuklarından toplanan propolisin ise güçlü antibakteriyel ve antioksidan etkilere sahip  olduğunu fark etti. Eşi Taylan Samacı ve profesör Dilek Boyacıoğlu ile birlikte, tıbbi bağışıklık  güçlendiricilere doğal alternatif destek sunan bu doğal içerikleri kullanma yöntemlerini bulmak için  BEE’O ekibini kurdu. İTÜ Arıkent’te 8 yıl önce 10 arıcı ile ve KOSGEB desteğiyle başlanan projede  bugün BEE’O 5000 anlaşmalı üretici ve 550 bin kovan ile çalışıyor. 

BEE’O Propolis propolis, arı sütü, ham bal, polen, arı ekmeği ve arı ürünleri içeren karışımlar,  sprey, şurup, tablet ve cilt bakım ürünleri şeklinde %100 doğal ürünler üretmektedir.  

BEE’O’nun ürünleri Türkiye’de BEE’O Propolis markalı e-ticaret sitesi “www.beeo.com.tr”de  ve Carrefour Gourmet, Migros, Macro Center, Joker, Rossman, Gratis gibi 15.000’den fazla perakende  mağazada satılmaktadır. Bununla birlikte, BEE’O UP markası altındaki ürünler de 35.000 eczanede  mevcuttur. 

ABD’de, BEE’O’nun “BEE&YOU” markalı ürünleri, kendi e-ticaret sitesi  www.beeandyou.com, ayrıca Amazon, Walmart, E-bay, CVS eczane zincirleri ve 3.500 perakende  mağazada satılmaktadır. Ürünler ayrıca Güney Kore, Almanya, Hollanda, Belçika, İsveç, İngiltere,  Fransa, Avusturya, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kıbrıs ve Suudi Arabistan dahil olmak üzere  birçok ülkeye ihraç edilmektedir.

BEE’O, kadın egemen bir takım kuran bir kadın girişimci tarafından kuruldu. Kendisi,  kadınların Türkiye ekonomisine sadece işgücü olarak katılmaları için değil, fikirleriyle inisiyatif  almaları ve kendi girişimlerini kurmaları konusunda da ilham vermektedir.

 BEE’O’nun üretim sistemi ve hizmet hattı tamamen şeffaftır. Bu anlamda BEE’O hem  doğanın korunmasını hem de arı varlığının korunmasını ön planda tutmaktadır. BEE’O, doğanın  sürdürülebilirliği ile tüketicinin mutluluğunu bir arada sağlamak için Gıda, Ziraat ve Kimya  Mühendisleri, Eczacılar, Biyologlar ve Diyetisyenlerden oluşan 30 kişilik uzman bir ekibi bir araya  getiriyor. Tübitak tarafından yenilikçi bir propolis ekstraksiyon yöntemi olarak patenti alınan ve  ödüllendirilen %100 doğal BEE’O propolis, piyasadaki benzer ürünlere göre en az 3 kat daha fazla  etken madde içermektedir. Ayrıca BEE’O, nihai ürünlerin hiçbirinin ilave şeker, yağ, katkı maddesi  veya koruyucu içermemesini sağlar. 

BEE’O yaklaşık 8 yıllık bir süreçte ulusal ve uluslararası 38 farklı ödüle layık görüldü.  Bazıları aşağıda listelenmiştir. 

Ulusal: 

  • Borsa İstanbul, Özel Pazar 2014 En Hızlı Büyüyen Yeni Girişim Şirketi Ödülü (KOBİ Ödülü) İTÜ Arı Teknokent BEETECH Ödülü İTO Teknokent BEETECH Fikri ve Sınai Mülkiyet  Hakları Kuluçka Firması Kategorisi 
  • XII. Teknoloji Ödülleri – TÜBİTAK-TTGV-TÜSİAD İnovasyon Ödülü Mikro Ölçekli Firma  Süreç Ödülü 
  • KAGİDER, Ekonomist Dergisi ve Garanti Bankası – Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Ödülü Design Week Türkiye Tasarım Ödülü 
  • Denizli İş Kadınları Derneği – Yenilikçi İş Kadınları Ödülü 
  • Türkiye İhracatçılar Meclisi İhracatın Yıldızları E-İhracat Şampiyonu 
  • Türkiye Girişimcilik Zirvesi Para Girişimcileri Ödül Töreni- Türkiye Girişimcilik Zirvesi E Ticaret Ödülü 
  • TİM Türkiye İhracatçılar Meclisi – İnovaLİG 2017- Türkiye İnovasyon Liderleri İnovasyon  Sonuçlarında İkincilik  
  • 23.JCI TOYP Türkiye Türkiye’nin Başarılı 10 Genç İnsanı 
  • İş Dünyası Ekonomisi ve/veya Girişimcilik Kategorisi 1.- Uluslararası Genç Liderler ve  Girişimciler Derneği – Türkiye’nin En Başarılı 10 Gençlik Ödülü 
  • Elele Avon Kadın Ödülleri Girişimci Kategorisi – Yılın Girişimcisi Ödülü 2. İstanbul Ekonomi Zirvesi – İstanbul Altın Değerler Ödülü – İnovasyon Kategorisi Ödülleri 5. Sürdürülebilir İş Ödülleri – 5. Sürdürülebilir İş Ödülleri – Sürdürülebilir İnovasyon KOSGEB 5. KOBİ ve Girişimcilik Ödülleri- Yenilikçi Girişimci Ödülü 
  • IBS Ödülleri – Beeo Propolis Arı Sütü Hambal Çocuk Dostu Ürün Ödülü 
  • İnovaLİG 2018 Mükemmellik Sertifikası 
  • IBS Awards – IBS Anne Bebek Çocuk Fuarı – Yılın Çocuk Dostu Ürünü Ödülü 2018 TOBB Türkiye’nin Hızlı Büyüyen Şirketleri 2020 – Türkiye 100 yarışmasında 5.lik BAŞARILI İHRACATÇILAR ÖDÜL TÖRENİ 2017’de 7., 2018’de 10, 2019’da 7. – İstanbul  İhracatçı Birlikleri 
  • 2020 Kadın Girişimci Ödülü-İnsana Değer Katan Girişimci Ödülü 

Uluslararası: 

  • Winner Certificate – SBS Bilim Bio Çözümler San ve Tic AŞ – 3rd Place in the 1st Euro  MedHackathon Eco Efficiency in the Agro-Food Chain (EU-Funded Project Med Spring –  Jordan) 
  • Winner Certificate – Mustafa Bayraktar – 3rd Place in the 1st Euro-MedHackathon Eco  Efficiency in the Agro-Food Chain (EU-Funded Project Med Spring – Jordan) Apimondia World Bee Keeping Awards
  • America Sofi Awards New Product Category 1st Place 
  • Natural Products Insider – The 2018 Supply Side Editor’s Coice Awards Finalist Antioxidants: Bee&You Propolis Raw Honey Cough Syrup 
  • Natural Products Insider – The 2018 Supply Side Editor’s Coice Awards Finalist- Children  Products: Bee&You Propolis Royal Jelly Raw Honey for Kids 
  • Eco Excellence Awards – Nutrition: Raw & Fermented Food, SBS Americas Inc Propolis Raw  Honey USA-California 
  • Eco Excellence Awards – Wellness: Alternative Remedies, SBS Americas Inc Royal Jelly Raw  Honey for Kids USA-California 
  • Gamechanger Awards- Best New Brand 
  • Gamechanger Awards- Best Tech Innovation 
  • Gamechanger Awards- Best Game Changer 
  • Nutra Ingredients Awards – Finalist Editors Award for Innovation – Anatolian Propolis in  Geneva! 
  • 46th Apimondia 2019 – International Beekeeping Congress (APIMONDIA 2019) Sustainable Food Awards 
  • Euro Woman Business Awards- Eurowoman Global Businesswomen Forum “Business Award London International Honey Awards- London Honey Awards 
  • London Honey Contest Gold Medal- London Honey Awards 
  • London International Honey Awards Bee & You Raw Chestnut honey – London International  Honey Awards – Results 2021 – SBS Americas Inc. Quality Awards 2021 Gold 

BEE’O Propolis: 

 BEE’O Propolis, çevreci bir iş modeli olan “Sözleşmeli Arıcılık Modeli” ile çalışmaktadır.  Arıcılığı ve arıları koruyan “Sözleşmeli Arıcılık Modeli” ile dünyadaki yeşil bitki örtüsünün  korunmasına ve gıda üretiminde sürdürülebilirliğe önemli katkı sağlıyoruz. BEE’O, “Sözleşmeli  Arıcılık Modeli” ile satılan her bir ürünün %1’ini bir fonda toplayarak arıcılara ekipman olarak  gönderiyor. Böylece BEE’O, tüm anlaşmalı arıcılarımızın işlerini büyütmelerine olanak sağlıyor. Bu  model ile hem ülkemizdeki arıcılık sektörüne hem de ekosisteme ekonomik katkı sağlıyoruz. Ayrıca  ürettiğimiz yenilikçi arı ürünleri ile insanların hayatlarına dokunuyor ve şifa sağlıyoruz. 

AK Portföy: 

Ak Portföy Genel Müdür Yardımcısı Göktürk Işıkpınar: “Ülkemizin dünyada en büyük ikinci  arı ürünleri üreticisi olması, bu sektörde katma değerli üretimi yakalayabilmemiz için bize büyük bir  fırsatı işaret ediyordu. BEE’O Propolis’in tam bu noktada, Kurucu ortaklarının vizyonu ve gayretiyle,  DCP’nin sermaye ve bilgi birikimi desteğiyle, %100 yerli üretim yaparak, global pazarda rekabet  edebilen bir firma olması, yatırım yapmamızda önemli etken oldu. BEE’O Propolis ayrıca  Anadolu’nun endemik bitki örtüsünden, eşsiz besleyici ve koruyucu nitelikler barındıran “Anadolu  Propolisi’ini üretti ve 15 ülkeye gerçekleştirdiği ihracat ile global pazarda katma değerli ürünleri ile  rekabet eden bir şirket haline gelerek muazzam bir başarı hikayesine imza attı. Fonumuzun yatırımı  ile bu başarı hikayesine ortak olmaktan ve önümüzdeki beş yıl içerisinde BEE’O Propolis’i 3 kat daha  büyütmeyi hedefleyerek bu başarı hikayesini daha ileri noktalara taşıyacak ekibin bir parçası  olmaktan gurur duyuyoruz. BEE’O Propolis’in Türkiye’de olduğu gibi global pazarda da liderlik  pozisyonuna yükselmesini hedefliyoruz.” 

TIKAD:

TIKAD Yatırım YK Başkan Yardımcısı ve ESAS Holding YK Başkan Vekili Emine Sabancı  Kamışlı; ““Kadınların ekonomiye ve iş gücüne katılımı büyük önem taşıyor. Ne yazık ki ülkemizde  işgücüne katılım oranında kadınla erkek arasında çok ciddi bir fark var. Her 10 kadından yalnızca 3’ü  istihdama katılabiliyor. Pandemi sürecinde bu pay daha da azalmış durumda…Böylesine önemli bir  potansiyeli değerlendirmek ve ekonomiye katmak için devlet, sivil toplum ve özel sektör daha fazla  birlikte çalışmalıyız. Bu anlamda, hem ülkemizin ekonomik potansiyelini arttıracak, hem de daha çok  kişiye istihdam sağlayacak kadın girişimcilerin sayılarının artmasını çok önemsiyorum. Biz TİKAD  olarak kadınlara destek vermek, kadın girişimciliğinin yolunu açmak için TİKAD Yatırım’ı kurduk.  Kadından kadına verilen bir can suyu gibi nitelenebilecek yatırım fonumuzla girişimci kadınları  desteklemeyi ve iş dünyasında işletme sahibi kadınların sayılarının artmasını hedefliyoruz. Bu  kapsamda BEE’O Propolis’e ve kurucusu Aslı Elif Tanuğur Samancı’ya da markasını ve iş kapasitesini büyütmesi için yatırım yaparak destek olduk. Yurtdışında da önemli başarılara imza  atacağına inandığımız BEE’O Propolis’e, Ak Portföy GSYF’nin de yatırım yapması, bizi daha da  yüreklendirdi. Daha fazla kadın girişimciye imkan sağlamaya ve ülkemizde kadın girişimciliğini  arttırmak için çalışmaya devam edeceğiz.”

Elazığ Entegre Sağlık Kampüsü/ Türkiye’de Bir Altyapı Projesi İçin İlk “Yeşil ve Sosyal Tahvil”

Elazığ Entegre Sağlık Kampüsü Projesi, Sağlık Bakanlığı tarafından Elazığ ve çevre illere hizmet vermek üzere Kamu-Özel İşbirliği projeleri kapsamında önerilmiştir. Proje, 1.850’si doktorlar, kreşler, teknisyenler ve idari personelle birlikte yaklaşık 600.000 kişilik bir nüfusa tek bir konumdan eksiksiz ve yüksek kaliteli sağlık hizmetlerine etkin erişim sağlamayı amaçlamaktadır.

Sektör:

Doğrudan Etki SKA’ları:

Elazığ Entegre Sağlık Kampüsü Projesi, Türkiye’nin 4. sağlık bölgesine hizmet veren 1038 yataklı entegre bir sağlık kampüsünün tasarımı, inşaatı, finansmanı ve bakımını kapsamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ile yapılan imtiyaz sözleşmesi, üç yıllık inşaat aşamasından ve ardından 25 yıllık işletmeden oluşmaktadır. Hastane ayrıca aşağıdakilere sahiptir;

  • 6 blok
  • 2 helikopter pisti
  • 131 yoğun bakım ünitesi
  • 304 poliklinik
  • 39 ameliyathane
  • 1871 otopark kapasitesi

Elazığ Entegre Sağlık Kampüsü Projesi, Sağlık Bakanlığı tarafından Elazığ Merkez ilçede 356.000 m2 alan üzerinde Kamu Özel İşbirliği modeli ile gerçekleştirilecek olup Elazığ ve çevre illere hizmet verecektir.

Elazığ Şehir Hastanesi sağlık hizmetlerine erişim kolaylığını ve kalitesini artırmıştır. Hasta ve hasta yakınları arasında yapılan anketlere göre hastanenin toplum tarafından beğenilirliği ve memnuniyet düzeyi %80’in üzerindedir.

Hastane şehre yeni hizmetler de sağladı. Örneğin, şehir hastanesinin kurulmasıyla ilk kez Tıbbi Genetik Dil ve Konuşma Terapisti ve Poliklinik-Robotik Yürüyüş hizmetleri şehre tanıtıldı. Hastanenin yeni sağlık merkezleri de şehir hastanelerini tercih edenlerin ilgisini çekiyor. Bu merkezler sadece Elazığlılara değil, çevre illerde yaşayanlara da hizmet veriyor. Şehir hastanesinin acil servisindeki dört ikincil acil servis, şehrin acil servis sorununa büyük ölçüde rahatlama getirdi. Ayrıca Hastane ile birlikte illerde röntgen, MR, kan tetkikleri ve görüntüleme hizmetleri gibi hizmetler için ortalama bekleme süreleri ve poliklinik randevuları için bekleme süreleri kısaltılmıştır.

Projenin yerleşik bir göstergesi, istihdam üzerindeki etkisidir. Elazığ Hastanesi projesinde iş imkanları inşaatı ile başladı ve işletmede devam etti. Mevcut çalışanların yaklaşık %40’ı kadın olup, bu Doğu Türkiye için yüksek bir orandır ve yaklaşık %90’ı yerel istihdam sağlanmıştır.

Yukarıda belirtildiği gibi, Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam (SKA 3) ve Hedefler İçin İşbirlikleri (SKA17) ile paralel olarak iyi bir sağlık sağlamaya yönelik olumlu etkilerinin yanı sıra, kriz durumlarında da etkileri görülmektedir.

Özellikle gelişmekte olan bir ekonomide bir hastanenin testlerinden biri, bir sağlık krizini yönetme yeteneğidir. Elazığ Entegre Sağlık Merkezi için 2020 yılında peş peşe iki kriz yaşandı: deprem ve pandemi. Elazığ ESK birlikte, iyi donanımlı, iyi yönetilen bir hastanenin bir toplumda oynayabileceği önemli ve süregelen rolü gösterdi – sadece bir krizden kurtulmaya yardımcı olmakla kalmayıp aynı zamanda krizin tırmanmasını da önleyerek, iyi yönetilen ve büyük ölçekli bir ortaklıkla. kamu ve özel sektör ve kalite ve önleyici bakıma yerel bir odaklanma.

Deprem 25 Ocak 2020’de gerçekleşti. Doğu Anadolu’da 6.8 büyüklüğünde bir şoktu ve merkez üssü hastaneden sadece 30 mil uzaktaydı. Çok sayıda bina çöktü ve onlarca kişi enkaz altında kaldı. 40’tan fazla kişi öldü ve yaklaşık 1.600 kişi öldü. Elazığ Hastanesi depremlere dayanacak şekilde inşa edildi ve yaralıların birçoğunun tedavisi için kritik hale geldi.

İki ay sonra Covid-19 pandemisi Türkiye’ye ulaştı ve hastane sistemi tekrar test edildi. Bu kez Elazığ Hastanesi müdahale ve toplum önleme için devam eden bir koordinasyon noktası haline geldi.

SKA3 açısından,

Elazığ Entegre Sağlık Kampüsü (ESK), Meridiam’ın ülkenin sağlık sektöründeki üçüncü kamu özel ortaklığıdır. Proje, 1038 yatak kapasiteli kampüste çalışan 1.850 doktor, kreş, teknisyen, idari personel ve diğer personelden oluşan yaklaşık 600.000 kişilik nüfusa tek bir lokasyonda yüksek kaliteli sağlık hizmetlerine eksiksiz erişim sağlamaktadır. 888 yataklı ana hastane, 300 yataklı Kadın/Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi, 60 ünite ağız ve diş sağlığı merkezi ile gerekli tüm destek bina ve tesislerinden oluşmaktadır.

Elazığ ESK, Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından geliştirilen sağlık tesislerinin genişletilmesi ve modernizasyonuna yönelik büyük bir program aracılığıyla planlanan yaklaşık 20 büyük hastane gelişmesinden biridir.

Elazığ ESK, evrensel sağlık kapsamına ve herkes için kaliteli temel sağlık hizmetlerine erişime ve ülkenin ulusal ve küresel sağlık risklerini yönetme kapasitesini güçlendirmeye katkıda bulunur.

Sağlık kampüsü, evrensel sağlık kapsamına ve sağlık hizmetlerine erişime şu yollarla katkıda bulunmaktadır:

  • Ülke toplamına 1038 hastane yatağı eklenmesi. Bu, ülke toplamının %0,45’ini temsil ediyor.
  • Ortalama yatak doluluk oranı %62 (COVID pandemisi öncesi) ile yılda ortalama 1.800.462 hastayı (ziyaret dahil hastaneye yatışlar) karşılıyor.
  • Sadece Elazığ şehrine değil, Doğu Anadolu bölgesine ve yakındaki daha küçük illere Diyarbakır, Malatya, Muş, Tunceli ve Şanlıurfa da hizmet vermektedir.
  • Dijital veya sanal sağlık hizmetlerinin tanıtılması, ülkedeki diğer hastanelere kıyasla IoT teknolojilerinin güçlü bir şekilde kullanılarak sağlık merkezinin yenilikçi yönünün güçlendirilmesi.

SKA17 açısından,

  • Türkiye, 30 yılı aşkın bir süredir özel ve kamu sektörünün mali ve teknik kapasitelerini ortak girişimlerle bir araya getiren kamu özel ortaklığı (PPP) modelini kullanmaktadır. Türkiye’de KÖİ modeli daha çok ulaşım ve sağlık sektörlerinde kullanılmaktadır. Elazığ ESK, sektördeki ve ülke genelindeki türünün 5. KÖİ projesi olarak, modern sağlık tesislerinin geliştirilmesini ve dünya standartlarında sağlık hizmetlerinin sunulmasını teşvik eden, Sağlık Bakanlığı tarafından geliştirilen Türk Sağlık KÖİ programının bir parçasıdır.
  • Elazığ Entegre Sağlık Kampüsü Hastanesi KÖİ Programı için tasarım, inşaat ve işletme, ELZ Sağlık Yatırım A.Ş (SPV) tarafından sahip olunan 28 yıllık bir imtiyaz ile yönetilmektedir. Konsorsiyum Meridiam, Rönesans Holding ve S.A.M.’den oluşuyor. Yapı Sanayi ve Tica-ret Ltd. ortaktır.
  • SPV Elazığ ESK’nın tasarımını, inşasını, işletmesini ve bakımını üstlenirken uluslararası borç verenlerden finansman sağlamak için tahvil ihraç etmekte ve İdare ile iyi bir işbirliği içinde hastaneyi 2018’den bu yana 18 hizmet açısından başarıyla işletmektedir.
  • Elazığ Entegre Sağlık Merkezi’nin inşaatı ve işletmesi, MIGA, EBRD ve Dünya Bankası’nın performans standartlarına uygun olarak Meridiam’ın çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim (ESG) gerekliliklerini izlemiştir. Bunun çerçevesini belirleyen kapsamlı bir Çevresel ve Sosyal Eylem Planı ve Paydaş Katılım Planı uygulanmıştır.
  • Elazığ ESK, Türkiye’de ‘yeşil ve sosyal’ bir proje bağı içeren yenilikçi bir finansman yapısıyla geliştirilen ilk proje olması nedeniyle diğer KÖİ’lerden ayrılıyor. Proje tahvili, ikinci taraf onaylayıcı Vigeo tarafından Yeşil ve Sosyal olarak onaylanmıştır.
  • Dünya standartlarında son teknoloji izolatörlerle donatılmış Elazığ Şehir Hastanesi, en şiddetli deprem senaryolarında ve sonrasında dahi tüm operasyonlarını sorunsuz bir şekilde yürütebilmektedir.

Meridiam:

Sağlık sektörü, Meridiam’ın insanların yaşamlarında olumlu bir fark yaratmak için yatırım yapma stratejisinin önemli bir unsurudur. Proaktif kamu-özel sektör ortaklıkları yoluyla, hastanelere ve diğer sağlık tesislerine yapılan yatırımlar, yerel ekonomik ve sosyal kalkınmanın faydalarını getirmenin yanı sıra standartları yükseltmekte ve sağlık hizmetlerinin verimliliğini artırmaktadır. Türkiye’nin ilk proje bonosu olarak sadece Türkiye’nin sağlık sektörünün dönüşümünde bir mihenk taşı olarak hizmet etmekle kalmayan Elazığ’ın, altyapı finansmanı için Türkiye’nin gelişmekte olan sermaye piyasaları sektörünü de katalize etmesi bekleniyor.

Türkiye Grameen Mikrofinans Programı (TGMP)/ Kadınlar İçin Mikrokredi Desteği

Maddi sorunu olan kadınların gelir sağlayan faaliyetlerde bulunmalarına yardımcı olmayı amaçlayan mikrokredi desteği, Türkiye Grameen Mikrofinans Programı (TGMP) kapsamında 200 binden fazla kadın mikro girişimciyi ekonomik hayatla buluşturdu. 

TGMP, Mikrokredi Sosyal Etki Analizine dayalı olarak 1 tl’ye karşın 4 TL’lik bir sosyal etki yaratmaktadır. Böylece 2020 yılında 36.799 mikro girişimciye 143.688.169 TL mikrokredi ödenerek 581.937.084 TL’ye eşit sosyal etkiye ulaşılmıştır.

Sektör:

Doğrudan Etki SKA’ları:

Nobel Barış Ödüllü Muhammed Yunus’un öncülük ettiği mikrokredi uygulaması, Türkiye İsrafı Önleme Vakfı Kurucusu Aziz Akgül’ün liderliğinde 2003 yılında Türkiye’de uygulanmaya başladı. “Türkiye 1 Grameen Mikrofinans Programı”, Türkiye’nin en büyük mikrofinans kuruluşudur. 2003 yılında TWO ve 2 Grameen Trust’ın ortak girişimiyle kurulmuştur, kâr amacı gütmemektedir. TGMP, Türkiye’nin dört bir yanında yoksulluk içinde yaşayan kadınlara finansal hizmet sağlanmasına öncülük etmiştir. Organizasyon şu anda Türkiye genelinde 94 şubede 65 ilde faaliyet göstermektedir..

TGMP’nin amacı, Türkiye genelinde düşük gelirli ailelere uygun finansal hizmetler, küçük işletme becerileri ve teşvik sağlayarak ekonomik ve sosyal koşullarını finansal açıdan sürdürülebilir bir şekilde iyileştirmektir.

Türkiye Grameen Mikrofinans Programı (TGMP), finansal açıdan zor durumda olan kadınların yaşadığı finansal sıkıntıyı azaltmanın yanı sıra mikro girişimlerini desteklemeyi amaçlayan bir mikro kredi destek girişimidir.

Mikrokredi sisteminde beş kişilik grup dinamiği uygulanmakta ve mikro girişimciden kimlik kartı dışında herhangi bir kişisel belge istenmemektedir. Kurum, mikro kredi kullanan mikro girişimcilerden önceden teminat talep etmez ve hiçbir şekilde icra veya mahkeme takibi yapılmaz. Çok düşük gelirli veya hiç geliri olmayan kadınlar her zaman daha savunmasız olarak kabul edilir ve mikro kredi onayı için tercih edilir. Mikrokredi sisteminin felsefesi, kredinin temel bir insan hakkı olduğu ve ticari bankalar sağlanan teminatlara bağlı olarak kredi kullandırırken, mikrokredi programı insana mikro kredi verilmesine dayanmaktadır. Ticari bir bankadan kredi başvurusunda bulunduğunuzda, vermiş olduğunuz teminat tutarı kredi limitinizi belirlerken, mikrokredi sisteminde “ne kadar az varlığınız varsa, o kadar önceliğiniz var” felsefesi izlenmektedir.

Başlangıç Kredisi, Operasyonel Kredi, Temel Kredi, Geliştirme Kredisi, Girişimci Kredisi, Büyüme Kredisi ve Sosyal Kalkınma Kredisi gibi farklı vade seçenekleri ve farklı kredi türleri bulunmaktadır. Ayrıca TGMP, Mini Sigorta, Mini Konut Sigortası ve Gönüllü Birikim Hesabı gibi mikro girişimcilere farklı hizmetler sunmaktadır.

Türkiye Grameen Mikrofinans Programı’nda günlük işlemlerin mümkün olduğunca bilişim teknolojilerindeki en son trendler kullanılarak gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir. Geri ödemede eskiden POS cihazları kullanılıyorken 2013 yılında yerini NFC teknolojisine (cep telefonundan tahsilat) bıraktı. 2020 yılında QR sistemine geçiş yapılarak toplam kağıt israfı önemli ölçüde azaltıldı. Sistemin sağlıklı çalışabilmesi için tahsilat teyidi için tahsilat tutarı ve kalan borcun bulunduğu otomatik bir SMS gönderilmektedir.

Mevcut sistem, ticari bankaların en düşük kredi hizmetlerinde bile elde edemeyecekleri %100 geri ödeme oranı sağlamaktadır.

Nobel Barış Ödülü sahibi Prof. Dr. Muhammed Yunus’un öncülük ettiği mikrokredi uygulaması, Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 18 Temmuz 2003 tarihinde Diyarbakır’da resmen başlatıldı.

Mikrofinans hizmetlerine olan talep; faaliyetlerini ve büyümelerini finanse etmek için sermayeye erişim arayan mikro ve küçük işletmelerin yanı sıra tasarruf mevduatlarına, mikro sigortalara ve diğer finansal ürünlere erişim isteyen yoksul hane halkları açısından kullanılabilir şekildedir. Türkiye’de mikrofinans sektörü bu talebe rağmen henüz başlangıç aşamasındadır.

Türkiye Grameen Mikrofinans Programı (TGMP) 2003 yılında kurulmuştur ve Türkiye’nin hemen hemen tüm illerinde uygulanmaktadır. TGMP, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesindeki en büyük mikrofinans kuruluşlarından biridir ve Grameen Trust’ın saha ortağıdır. Programın dağıttığı mikro krediler son dönemde 1 milyar 260 milyon TL’yi aşmıştır. Türkiye 4 Grameen Mikrofinans Programı halen aktif olarak 65 ilde 45 binden fazla dar gelirli kadına mikro kredi desteği sağlamaktadır.

TGMP’nin temel amacı, mikrofinans sağlatarak kadınların finansal katılımını artırmak ve yoksulluğu azaltmaktır. Analiz, TGMP’nin mikro girişimciler, ortaklar ve ortaklığı olan belediyeleri içeren hissedarlar üzerindeki etkisini değerlendirmektedir. Tüm paydaşlara, iyi tanımlanmış sonucu belirlemek için ilk sonucun hayatlarında neleri değiştirdiği sorulmuştur. Yedi olumlu iyi tanımlanmış sonuç tespit edilmiştir:

  1. Sosyal Ağ: Paydaşların %78’i tarafından deneyimlendi
  2. Satın alma gücünde artış: Paydaşların %79’u tarafından deneyimlendi
  3. Aile ilişkilerinin iyileştirilmesi: Paydaşların %60’ı tarafından deneyimlendi
  4. Başkaları tarafından saygı duyulması: Paydaşların %67’si tarafından deneyimlendi
  5. Kendine güvenin artması
    1.  Finansal okuryazarlıkta artış: Paydaşların %83’ü tarafından deneyimlendi
    2. Duygusal refahta artış: Paydaşların %85’i tarafından deneyimlendi
    3.  Mesleki esenlikte artış: Paydaşların %76’sı tarafından deneyimlendi
  6. Sosyal yaşam kalitesinde artış: Paydaşların %49’u yaşadı
  7. Finansal sorunlarla başa çıkabilme: Paydaşların %72’si tarafından deneyimlendi
  1. Prof. Muhammed Yunus ve Grameen Bank, “ekonomik ve sosyal kalkınma yaratma” çalışmaları nedeniyle 2006 yılında Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü. 5. Grameen Bank’ın amacı, mali açıdan zor durumdaki insanlara kolay şartlarda küçük krediler vermekti. Türkiye’de mikrokredi faaliyetlerini sürdüren TGMP, Grameen Trust’ın saha ortağı olarak bu sistemden ilham alıyor.
  2. Türkiye Atık Azaltma Vakfı, 2009 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ödüle layık görülmüştür.
  3. Time Dergisinin 24 Mart 2008 tarihli kapağı mikrokredi sistemini “Dünyayı Değiştiren 10 Fikir” arasında sundu.
  4. TGMP’nin Turkcell işbirliği ile yürüttüğü “Ekonomi için Kadın Gücü Projesi” İPRA Büyük Ödülü’nü kazandı ve 2013 İPRA Altın Küre Ödülleri’nde dünyanın en başarılı kurumsal sosyal sorumluluk projesi seçildi.
  5. Turcomoney Dergisi 2019 yılında TGMP yılın Sivil Toplum Örgütü’nü ödüllendirdi.
  6. Kybele Belgesel Filmi ÜNSPED Kadın Liderliği Geliştirme Komitesi, Buyernetwork B2B İş ve Ticaret Platformu 9 tarafından ödüle layık görüldü•
  7. Kybele Belgesel Filmi 6 Ağustos 2021’de “The Women’s Voices Now Film koleksiyonu” platformuna kabul edildi
  8. 18. Uluslararası Etno Film Festivali’nde – Slavonya Film Festivali’nin Kalbi – Kybele film, En iyi Film kategorisinde “Slovenya’nın Bronz Kalbi” ödülüne layık görüldü.
  9. Yönetmenliğini Orhan Tekeoğlu’nun yaptığı Kybele Belgeseli, “EDUKİNO” Film Festivali olarak da bilinen “12. Film Eğitim Film Festivali” nde sosyal yaşam Ödülü’ne layık görüldü.
  10. Kybele Belgeseli, 9 Aralık 2021’de düzenlenen brifingde “12. Film Eğitimi Film Festivali” nde onur ödülüne layık görüldü.
  11. Kybele Film Belgeseli, 13-16 Aralık 2021 tarihlerinde düzenlenen Dakka Film Festivali’nden sonra uluslararası İstanbul Nartuğan Film Festivali’nin 2021 ödül sahibi olarak açıklandı

Aquamatch

Aquamatch, gelişmekte olan piyasalar için sürdürülebilir su çözümleri üreten bir Türk şirketidir. 1989 Yılında kurulan Aquamatch, Türkiye’de su arıtma ve atıksu yeniden kullanım sistemlerinin lider tedarikçisidir.

Sektör:

Doğrudan Etki SKA’ları:

Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesi dünyanın en fazla su sıkıntısı çeken bölgesidir; nüfusun yüzde 60’ından fazlası yüksek veya çok yüksek su sıkıntısı olan bölgelerde yaşıyor. Bölgedeki ekonomik çıktının büyük bir kısmı da yüksek su sıkıntısı olan bölgelerde üretilmektedir. Daha güvenilir ve kaliteli su temini ihtiyacının farkında olan Aquamatch, temiz su üretmek için atık su ve tuzlu sudan, su arıtma projelerini başlatarak bu bölgeye ve Güney Asya’ya erişimini genişletmiştir.

Aquamatch bir Türk su arıtma şirketidir ve enerji santralleri, yiyecek-içecek ve ağır sanayi gibi endüstriler için membran teknolojisinin lider tedarikçisidir. Aquamatch, sistem üretimi ve kurulumunun yanı sıra, ekolojik kalkınma ve ulusötesi bilgi paylaşım projelerinin de destekçisidir. Aquamatch, şirketin işletmeler ve topluluklar için sürdürülebilir ve akıllı su sistemleri oluşturmasını sağlayan Ar-Ge yaklaşımı kullanmaktadır.

Aquamatch 34 ülke ve dört kıtada faaliyet göstermektedir. Toplamda 300’den fazla çalışanı ile Aquamatch, Avrupa ve Orta Doğu’daki su arıtma projelerinin en önde gelen tedarikçilerinden biridir. Aquamatch Yönetici Ofisi İstanbul’da ve fabrikası Türkiye’nin güneybatısındaki Aydın ilindedir.

Kasım 2018’de Aquamatch, su kıtlığı olan topluluklara temiz içme suyu sağlama ve fabrikalarının faaliyet gösterdiği köylerde yerel işleri yürütmek için düşük gelirli gençleri işe alma taahhüdüyle İş Çağrısı’na katıldı. Aquamatch, Türkiye’de 53 düşük gelirli kişiyi istihdam etmektedir. Bunların yarısı 29 yaşın altındaki genç erkeklerdir ve üçte ikisi yakınlardaki düşük gelirli köylerden gelmektedir. 2018 İşçi Memnuniyeti Anketine göre Aquamatch, fabrika çalışanlarının üçte ikisi için ilk işti. Düzenli istihdamın getirebileceği hayat değiştirici etkinin bilincinde olan Aquamatch, 2022 yılına kadar Türkiye fabrikalarında 20 genci daha işe almayı hedefliyor. Ayrıca faaliyet gösterdiği tüm alanlarda Aquamatch mühendisleri, yerel paydaşları sistemlerin nasıl kullanılacağı konusunda eğitmek için satış sonrası teknik destek sağlamaktadır ve sistemlerini kurmak için yerel mühendislerle birlikte çalışır.

Aquamatch ayrıca yönetim ekibinin, yönetim kurulunun ve mühendislerin % 50’sinden fazlasının kadın olmasıyla toplumsal cinsiyet eşitliğinin tam destekçisidir.